Bir Fincan Kahve.

"Aman da aman, gelin kızımız da pek güzelmiş, hehehe." diyordu, kız kahveleri servis ederken. "Türk Kahvesi içmek" amacıyla toplanmış, bir grup insanın arasındayım: Ekip, dört erkek, iki bayandan oluşuyor. Eski sayılabilecek bir evin bahçesinde oturuyoruz. Görünürdeki amaç, kahve içmek.

Kahveleri yapıp getiren kızcağız, tahminen 19-20 yaşlarında, sarışın, renkli gözlü, beyaz tenli bir kız. Çok hoş olmasa da, temiz bir masumiyeti var. Kız, masadaki bu arkadaşlardan birinin akrabası. Öncesinden sözleşilip, yapış yapış bir samimiyet döndüğü için, evsahiplerinin yüzündeki saklı mecburiyeti gözlemliyorum. Kahveler yudumlanıp, sigaralar yakılmaya başlandıkça, işin aslı ortaya çıkıyor.

Genç insanlardan oluşan, ve kimsenin birbirini çok iyi tanımadığı ortamlarda, gözlemlediğim kadarıyla eril kişiler, oturacağı yeri kafasında belirler, kuracağı kelimeleri bile oturmaya hazırlanırken düşünüp, kaydeder. Tüm toplulukta, (aşırı egodan ötürü) kendini ortama en harika, en iyi, "en oturmuş karaktere sahip", en übermensch* insanmış gibi gösterme eğilimi, inceden de olsa hasıl olur. Bunu abartanlar, aşırı kasılır, bazıları bozarır, bazısı ne bok yiyeceğini bilemeyip, susmayı tercih eder. Bazılarının, (normalde öyle olmamasına rağmen) çenesi düşer. Bu gibi tuhaf eğilimlerin ardında yatan şey, tabii ki karşı cinsin ilgisini çekmektir. Burada verilecek müthiş bir ilk izlenim, çok düzeyli ve seviyeli(!) bir ilişki olasılığını, ortamdaki hatun kesimin kafasına yerleştirme zorunsalından ötürüdür. Toplum ile yukarıda anlattığım düzeyde bir ilişki kurmayı beceremediğim, (ayrıca deli gibi sıkıldığım için) için gece boyunca dinleyen, gören, ve tam zamanında yaptığım mantıklı çıkışlarla ufak takdir skill point'leri toplayan sinsi yavşak rolüne bürünürüm sevgili okuyan. (Salağa yatın, iyi oluyor, hem de çok zahmetsiz.)

Davete icap eden üç kişi arasında, en kaygısız, en bi umarsız (aynı zamanda en bi yorgun) olan kişi bendim. Bir müddet sonra, ortamdaki herkes, diğer iki arkadaşın arasında gelişen soğuk savaşın farkına vararak, bıyık altından izlemeye koyuldu. Bir numaralı yarışmacı olan arkadaş, (gözlüklü bir arkadaş bu, biz ona Gözlüklü diyelim.) kız ile flörte varan, ve bir o kadar da yapış yapış bir samimiyet kurma çabasındaydı (minik bardaklarda önümüze gelmiş suları birbirlerine fırlatmaca, kahve telvelerini savaş boyası şeklinde yüze sürme, büyük ekranlı telefonla tatlısert yapılan şiddet içerikli şakalaşmalar bunlardan bazıları) Ve maalesef, başarılı olamıyordu. Kızdan gelen "Abi" hitabı ile kısa süreli dumur yaşıyoruz. ama Gözlüklü Abi, yılmak nedir bilmiyor. Muazzam çabasını takdir ediyorum. Kimliğini çıkarıp, aslında yaşlı olmadığını ima edercesine, komikli bişeyler sayıklıyor, ve tüm masa iptal oluyor. (Aslında bu hareketi çok ciddi şekilde yapmıştı) Kız, vaziyeti anlıyor (Kızlar, her zaman anlar.) ve kullandığı "abi" kelimesinin tonlamasını biraz daha değiştiriyor. Bir kız kardeş, ya da yaşça küçük bir yeğenin söyleyebileceği bir "abi" değil bu. (ilgiyi taze tutmak) 

İki numaralı arkadaş ise, Gözlüklü'ye oranla daha şanslı gibi. Özünde çok iyi biri olmasına rağmen, sosyal hayatta alışık olmadığı bu gibi ortamlara girdiğinde, yukarıda bahsettiğim "kendini önemli gösterme" hastalığına yakalanmış durumda, ve samimi arkadaşım olduğu için, çoğu zaman maalesef böyle ortamlardan g.t olarak kalktığını bilirim. Neyse. İki numara, benim burada bulunma sebebim. (Aslında tüm bu olayın çıkış sebebi benim, çünkü İki Numara'yı o kızla ilgili boş düşüncelere sevkedip, gazlayan yavşak da aynı zamanda benim, suçluyum, biliyorum; vurmayın.) İki Numara, daha akıllıca bir yerden giriş yapıyor: Teknoloji. Günümüzde, kızların teknolojiye (instagram, ve retrica'ya) duyduğu ilgi, bir hayli artmış durumda. Bir anda, kahve falı bakmayı bilen birisini sormamla, konu tümüyle değişiyor. Kız, telefonundaki kahve falı uygulamasından bahsediyor. Yarışmacılarımız, kızı hem dinleyip, hem de bu konuda kıza söylenebilecek en ilginç şeyleri database'lerinde tarıyorlar. Kızın kullandığı telefonun modeli, kendisininkine daha yakın olduğu için, İki Numara, bu raundun galibi. Ekrana eğilerek konuşuyorlar, ve bilmeyenler, onları yeni evli sanabilir. Gözlüklü, dış kulvardan atağa kalkmaya çalıştıysa da, nafile. İki Numara, kontratak oyunuyla maçı önde götürüyor gibi. 

Saat, gece 1'e doğru ilerlerken, olayların sonuna dair duyduğum merak, uykumu bastırıyor. Gözlüklü, zaman kazanmak için, kızdan ikinci bir kahve istiyor. Bu arada, kızın, masadakilerden yaşça büyük, ve konuşamayan bir bayan akrabası var. (Masadaki ikinci bayan)

İşte yukarıda okuduğunuz ilk cümleyi, Gözlüklü, tam da bu anda sarfediyor. "Evin Kızı" gibi daha makul, sinsi, masum ve uyandırmayacak bir tamlama dururken, "Gelin Kız" gibi bodoslama olarak "sana talibim, ehehe" cümlesini çağrıştıran bir kelimeyle kıza takılması, Gözlüklü'nün salaklığı. Bu kelimeyi söylemesi, ufak bir sessizlik yaratıyor. Kız, gördüğü ilgiden gayet memnun. Ama hala cool, ve umarsız davranarak, adaylarını şekilden şekile sokmaya devam ediyor. Adaylarda, kızı gram çözememenin sıkıntısı var, ve kız, onların beklediğinden çok daha iyi çıkıyor. Gözlüklü, ortamı ılındırarak, son bir direnişte bulunuyor. Kız, karşı tarafın niyeti, ve hislerinden artık emin oluyor. Gözlüklü'nün şaka yollu, ya da ciddi her lafı, dönüp kendisine giriyor. Kızın konuşamayan büyükçe akrabasının, sürekli olarak Gözlüklü'yle kontak kurmaya çalışması, ve ona kaçamak bakışlar atması, kozmosun, Gözlüklü'ye bir başka oyunu. Kız, Gözlüklü'yü artık avucunun içine aldı. İki Numara'yı ise, sıcak-soğuk taktiğiyle ele geçirmiş. Masanın gizli kraliçesi olduğunu biliyor. Konunun siyasete dönmesiyle, kız, aradığı düşünme fırsatını buluyor. Ne düşündüğü, tabii ki muamma. Kadınların neyi, ne için düşündüklerini kestirmek, imkansızdır. Adaylar, siyaset, akp, chp, mhp, tayyip erdoğan, üçüncü köprü, cem uzan, ve futbol federasyonuna kadar uzanan bir sohbete başlıyorlar. Kız, telefonuyla oynamaya devam ediyor, arada da, kaçak güreşip, bir iki laf söyleyerek, ilgiyi taze tutuyor. Sohbet, saat 3'e doğru son buluyor, ve artık vaktin geç olduğuna kanaat getirip, kalkıyoruz. 

Kafede başlayıp, evde kahve içme safhasına kadar gelen bu hazin öykünün, sonraki episode'ları olacak mı, bilmiyorum. Burada, kızın yaklaşımı da önemli. Ama iki adaydan da, delicesine etkilendiğini zannetmiyorum, hayırlısı neyse o olsun diyorum.

NOT: ÖZLÜYORSANIZ, BUNU ONA SÖYLEYİN!!

Yorumlar

Popüler Yayınlar