Nice Guys Finish Last

Tarih: 20 Şubat 2010
Yer: Sakarya Üniversitesi Hendek Kampüsü Önü
Konu: İyi Adam & Kötü Adam

"Bak bana bunu aldıı" diyerek, tüm sevimliliğiyle yüzüme baktı. Bu gülümsemenin asıl sebebi olmadığımı bile bile, ben de gülümseyerek karşılık verdim. Bozuşmuştuk, uzun süredir soğuk rüzgarlar esiyordu aramızda; adı belli olmayan bişeyler vardı: "Arkadaşlığın bir üstü, sevgililiğin bir altı" haliydi. Kız-erkek ilişkilerindeki en kötü safha budur. Arkadaş olamayacak kadar yakınsındır, ama sevgili olamayacak kadar da mesafeli. Üstün tarafsa (egolarının peşinden gidiyorsa eğer) bu durumu, ilginç şekilde daimi ve stabil kılar. Üstün olmayan (aşık olan, ki burda, bu ben oluyorum) tarafsa, aşılmaz duvarı aşmak için çabalar, ama o duvar, asla aşılamaz.

"Evet, çok güzelmiş" diyerek cevap verdim. Son ergenliğin izleriydi artık. İlişkinin bu safhasında, benliğine yenik düşen insanlar, istedikleri olmadığında (karşılık alamadıklarında) küsüp, gitmeye meyleder. (Karşındakini temiz duygularla sevecek, kocaman bir kalbin vardır, ama gerçeği görmek istemezsin.) Bende de böyle olmuştu. (Yaklaşık iki hafta sonra hayatımda yiyeceğim en büyük kazığı götüme sokacaktı.) Ama konuşuyorduk, aradaki buzlar erimiş gibiydi. Bahsi edilen hediye, ucuz bir kolyeydi. Ama onun için çok değerliydi. (Adı Ork Kızı olsun. Orklar pistir, kötüdür, hehe.) Hediyeyi alan kişiyse, pörtlek gözlü bi herifti. Ayrıca yaşça çok büyüktü. (Ona da Pörtlek diyelim) Bu ikisinin arasındaki ilişkiyi tüm detaylarıyla bilen üçüncü kişiydim. Hatta aralarına girip, yatsam, buna hakkım vardı. Ama o üzgündü; birini seviyorsanız, üzülmemesi için herşeyi yapmalıydınız. Lakin olayın aslı, çok başkaydı. Ork Kızı'na kendimce terapi gibi gelebilecek şeyler yapıyordum. (psikoloji, psikanaliz ve insan davranışlarına olan ilgimin kıpırdanma zamanlarıydı) Güzide(!) ilçemizin sahilinde (kurbağalı bir dere kenarından bahsediyorum) kafasını omzuma dayaması, bana tüm dünyaları veriyordu adeta. Gece karası saçlarının yüzüme doğru uçuşmasıysa, kalbime tarifsiz bir huzur veriyordu. Sürekli kalbimin neden bu kadar hızlı attığını sorardı bana: Benden bişeyler duymak istediği belliydi, ama bunları ona hiçbir zaman söylemedim. (İyi ki de söylemedim)

Rüya, bir hafta kadar daha devam etmişti: Geceyi Pörtlek'in evinde geçirmişti. "Umutsuz" bir anında Pörtlek'ten gelen telefon, onu küllerinden meydana getirmişti adeta. Ailesine bi yalan uydurup, gitmişti işte. Bunları bana anlatırken, herşeyin ne kadar büyülü ve harika olduğundan bahsedip, duruyordu. Dinlemek istemedim. Dört gün sonra da, benim arkadaşlarımdan birinin evinde geceyi geçirdiğini öğrendim. Olayı ailesi duysa da, kimseye söylenmedi. Bir hafta sonraysa, asıl yıkıcı darbeyi vurdu bana. Ama bunu burda anlatmak istemiyorum, çünkü fazlasıyla midem kalktı. Bu genç adam, az buz şeyler yaşamadı ey sevgili okuyan.


Tarih: 14 Ocak 2008
Yer: Giresun Üniversitesi İktisat Fakültesi Kampüsü
Konu: Kissed by Fire

Facebook denen sitede, huzur dolu bir şekilde profilime baktım. En güzel resmimi koymuş, bilgileri düzenli yazmıştım. İlkokul arkadaşlarımı bulacaktım. Güzel bişey olduğunu duymuştum, acaba nasıl bişeydi? O an için umrumda değildi; ilişki durumumdaki linke tıklandığında, hayatımın aşkının resmi karşıma çıkıveriyordu: Kızıl saçları vardı; "ateşle öpülmüş" gibiydi. Okuldan sonra kısa dönem askerlik ve iyi bi işe girecektim, hemen evlenecektik. Ona bizim Abhaz adetlerini öğretecek, harika bir Abhaz gelini yapacaktım onu. Herkes bizi çok yakıştıracaktı, ponçik ve sevimli bir çift olucaktık. Geceler boyu konuşuyorduk, dersleri, okulu, hepsini bir kenara atmıştım. Onunla olmak hayali, herşeyin ötesinde geliyordu. Arkadaşlarıyla Karşıyaka'ya (Karşıyaka denince öfleyip püfleme sebebim budur) çıktığı ve çok geç vakitte evine döndüğü için biraz sert yapmıştım. (Korumacı, kollayıcı sevdicek tripleri) Sonrasında oluşan bu soğukluk, fazla uzun sürmedi. Ama ilerleyen günlerde profilinde sıklıkla birini görmeye başladım: (Uzun diyelim biz ona) Uzun'du bu; henüz şimdiki gibi vıcıklaşmayan Facebook ortamında, sevdiceğimin tüm resimlerinde kendine yer buluyordu. Sonrasında, Kızıl, Uzun'dan daha sık bahsetmeye başladı. Uzatmıcam, evet, Uzun'la beraberdi. Tüm bunları bir pembe dizi kıvamına getirmek istiyordu. O sıralar, duygularım henüz ölmemiş olduğu için ben de onun bu isteğine çanak tutmuştum. Sonraki günlerde bir başkası, daha sonra bir başkası ve başkası. Bu başkaları, sürekli devam etti. Kızıl'ın sonrasında bulaştığı iğrenç durumlara hiç değinmek istemiyorum.

"Sen de gidip en kallavi orospularla takılmışsın kardeş, cidden tebrik." dediğinizi duyar gibi oluyorum. Bugün, çevrem tarafından dengesiz, manyak, paranoyak ve ruh hastası gibi sıfatlar, bana yakıştırılıyorsa, bunun sebebi, bu olaylar amk. Ki, daha burada anlatmadığım onlarca olay da cabası. Ama Joker'in dediği gibi, "İyi bi adamı çılgınlığa sürüklemek için, kötü bir gün yeter."

Kızların "kendilerine kötü davranan" erkeklere karşı duyduğu o tuhaf hissi de hala anlayamadım, anlayamadın, anlayamadılar. Sürekli bu konular hakkında yazılıp, çiziliyor. Varılan ortak kanı, (ki benim de mantıklı bulduğum) kızların bunu içgüdüsel şekilde yaptıkları. Kimisi, zor adamı, "adam etmek" için demiş, kimisi sadece "özgüven" demiş, kimisi "hayatına girdiği erkeğin hayatını, kişiliğini değiştiren o özel insan" olma isteği demiş, kimisi blablabla demiş, falan. Uzun işler bunlar.

Tabii bunca şeyi görüp, yaşadıktan sonra, insanın herşeye okkalı bir "fuck you" diyesi geliyor. Yine bahtsız, şanssız bir Yengeç burcu erkeği olaraktan (bu burcun erkeğindeki cenabetlik de kimsede yoktur, söyliyim) kötünün extreme halini yaşamak zorunda kaldım maalesef. Kötü tarafları yok mu? Tabii ki var. Mesela, o yılgınlık, sinir ve boşvermişlik anlarında, etrafınızda olup, size salyaları akarak bakan, ama sizin görmediğiniz o potansiyel kişileri direkt siktir ediyorsunuz. (Bu kızlarda da var) Yaklaşık yarım saat önce, hoşlanıp, beğendiği o sarışın çocuğun, aslında hayvanın teki olduğunu anlayan kız gibi mesela. Türlü suratsızlık, soğukluk ve hayvanlıklar (soğuk ve suratsız olmakta çok başarılıyım, hayvan kısmını bilemicem) sonucunda kız, şaşıran gözlerle bana bakarken, kızı mal gibi bırakıp, çıkıp gittim. Telefonuma gelen "bi daha da aramam!!" mesajı, zaten herşeyi açıklıyor. Fakaaaaaaat...

Bu kız hakkında yaptığım bazı araştırmalar sonucunda, tanıdık bulgulara rastlamıştım. (Gizemi her zaman sevmişimdir.) Kız, halihazırdaki sevgilisinden ayrılmıştı, geceleri Whatsapp'da online mı, değil mi diye bakmaktan içlerine fenalık gelmişti, Facebook'a anlam yüklü sözler eşliğinde fotoğraflar ekliyor, geceler onun için içinden çıkılmaz hale geliyordu. Kızın bana olan anlık bu sevgi gösterisi karşısında kıllanmamak elde değildi. Kız, geçtiğimiz bir ay içinde, ona göstermediğim her ilgi kırıntısı için beni suçlar hale gelmişti. (olaya bak amk) Zekice atılmış zarflar ve enine boyuna tartılmış bir nabız, istediğim verileri bana sağlayacaktı: Kızın sevgilisiyle barışma ihtimali vardı. Geçen hafta boyunca, bu cevval ve ilgi arsızı kızımız (beni Nesquikli sütten bile kıskanmıştı) kesinlikle arayıp, sormadı. Facebook'ta itina ile yürütülen bir başka araştırma sonucunda, kızın eski sevgilisinin, kendine yeni bir sevgili bulduğunu öğrendim. Ve tam da bu akşam, telefonuma ilgili kızımızdan yağan Whatsapp mesajları ve yoğun aramalar sonucunda, oturduğu kafeye gelmem için beni ikna etmeyi başarmıştı. Sonrası malum. Bu safhada "İlgi gösterebilecek keriz" modu hariç, her mod uygundur. Ben, suratsızlığı seçtim. Bence iyi de oldu, çok güzei, iyi oldu hem de. Aynı ilgi ve alakayı, eski sevgilisinin radarındayken de görmek isteriz. Hehehe.

Yukarıda birkaçını okuduğunuz üzere, bu yazılardan, kızların boşluk anına denk gelen, "ilgi gösterici denyo" olduğum sonucu çıkarılabilir. Tabii, cıvıldaştığım hatunların içindeki pasif çakallığı saymazsak. Elf Kızı'nı ise, ayrı tutarım. (Yine Elf Kızı, evet) Zira kendisi, hem durumunu ve niyetini açıkça tarafıma belli etmişti. Kendisinde bazı ufak tefek şeyler haricinde herhangi bir oynama oluşmamıştı. Ama hala kendini "kötü kız" olarak görüyor, yerim onu ben. Eşşek.

NOT: (En çok bu kısmı seviyosunuz, biliyorum, ehe) Ork Kızı, sonunda buralardan gitti. İstanbul'da bi bankada çalışıyormuş, aman uzak olsun.

Kızıl da İstanbul'da. Taxim-Beyoğlu-Beşiktaş dolaylarında "after party" modunda takılmaya devam ediyor. Ayrılıp da arkadaş kalabildiğim nadir kızlardan biri. Yakın zamanda beni görmek istiyor, hayırlara vesile.

Masada bırakıp, gittiğim kız, saat 23:00 dolaylarında arayıp, tüm nefretini üzerime kusacak ve gördüğünde trip kraliçesi moduna girecek. Cnm ya.

Elf Kızı hariç, tüm kızların canı cehenneme.

Joker hayranıysanız, Batman'in Killing Joke sayısını mutlaka okuyun!

(Kız- erkek ilişkilerinde Joker gibi kafayı sıyırmama az kaldı)

Bu da bonus.


Yorumlar

Popüler Yayınlar