Gel(mey)ecek Sevgiliye Mektup

Merhaba sevdiceğim. Bu seferki yazıyı sana ayırma gereği duydum, neden bilmiyorum. Duydum işte. Hakkımda yapacağın araştırmalar, seni bu kıyıda köşede kalmış sayfaya atıverdi. Burada hayatıma dair bazı kesitler bulacaksın. Sinirle kendine, "Kim lan bu Elf Kızı?" diye sorduğunu biliyorum bitanem. Eski bir hatıra. Hatta belki dost bile sayılır, kendini kötü hissetme sakın.

Bu yazıyı yazmadan önce, senden bahsederek, toplumdaki yerimi saygınlaştırdım galiba. Çok iki yüzlü bir hareket olduğunu biliyorum, ağzıma sıçıyim. Daha bana gelmeden bile beni daha iyi biri haline getiriyorsun. Önemli olan da bu olmalı bence.

Bu yazıyı okuyacak duruma geldiysen, hepsinden önce seni hayvan tebrik etmek isterim. Kendim de gayet iyi biliyorum ki, cidden zor biriyim. Zaten gelirsen, tüm bunları taahhüt ederek bana gelmiş olacaksın. Bana biraz çekidüzen vermeni umuyorum aslında; haftanın 4-5 günü alkolün dibine vurmaktan, apansız gelen o karamsarlık halinden beni mahrum bırakmanı umuyorum. Özellikle tam da bu safhada ilişkimiz, "ya tamam ya devam" kısmına gelecek, bilesin. 

Sırf beraber izleriz diye oturup da izlemediğim filmler var mesela. Deli gibi merak ediyorum, ama beraber izlemek fikri ve hayaliyle vazgeçiyorum. Ha keza, sana sakladığım şarkılarım da var benim. Olması gerektiği anda, olması gerektiği zamanda çalacak ve birlikte yaşayabileceğimiz o muhteşem anlarda, hayatımızın fon müziği olacak müzikler. Hepsi bulabileceğim bi yerde. Olur da gelirsen, hepsini duyacaksın. (Şarkılardaki o duygu yoğunluğunu hissetmeni umuyorum, lütfen hisset.)

Muhtemelen an itibariyle, Instagram'daki bol kaslı, BMW sahibi ve görecenin baya üstü yakışıklı bir kardeşimizin resimlerini seri halinde beğenmekle meşgulsün. Gelecekteki beyaz atlı prensinin de yaklaşık bu arkadaşa benzer biri olacağını hayal ediyorsun ve bu hayaller ayaklarını yerden kesiyor, bir müddet dünyaya geri dönüş yapamıyorsun. O yüzden baştan söyliyim; beni gördüğünde hayallerin yıkılabilir, buna hazırlıklı ol. 

Maalesef normal bir erkeğin yaşayabileceği klasik aldatma-aldatılma olaylarının hardcore hallerini yaşadıktan sonra, alkol ve sigaranın tükettiği naçiz bedenim, iyice zayıfladı. Toplum içinde kasılarak gösterebileceğim adalelerim yok. (Adale deyince Feriştah'ın fantezileri geldi aklına di mi, seni adi) BMW'm de yok. Aslında bakarsan, arabam da yok. Seni her dakika istediğin yere götürüp, içinde çok güzel dakikalar yaşayabileceğimiz bir arabam yok. Küçükken geçirdiğim trafik kazasından ötürü, arabalara bayılsam da, sürme konusunda çok iyi değilim. Zaten direksiyona geçersem de manyak gibi kullanıyorum, korkma sakın. 

Şu an kalp kalp modunda izlediğin o gözalıcı arkadaşların yaptıklarını ben yapmadım. Bilmiyorum, sonuçta bu sevme-sevilme işleri bence tamamen manevi şeyler olmalı. Kıçımdaki cüzdana, bindiğim arabaya aşık olacağına, düzgün ve görgülü yetişmiş bir karakter ve entellektüel bir beyine aşık olman, (niyeyse) bana daha doğru geliyor. Teoride bu söylediklerim sana doğru geliyor olsa da, aslında tercihini bahsettiğim concon arkadaşlardan yana kullanacağını ikimiz de çok iyi biliyoruz. Seni de çok suçlayamıyorum. Ben de bu zamana kadar, kendimi geliştirmeye, zihin çakraları olabildiğince açık bir insan olmaya, sorgulamaya, öğrenmeye adadım. En zor konularda bile. Lafı açılmışken; Dostoyevski'nin Kumarbaz'ını bitirdim en son. Şimdi Savaş ve Barış'ın 50 sayfasını okudum bile. Rus Edebiyatı'nı bitirdikten sonra, İzafiyet Kuramı ve Quantum Fiziği'ne yöneleceğim. Ama tabii, Schopenhauer ve Freud'u anlayabildikten sonra. 

Tüm bunlar, senin bana bakışını değiştirmeyecek, biliyorum. Maalesef günümüzde bunların hiçbir değeri yok. Yaşımız da ufaktan ilerlediği için aklında "seninle evlenecek miyim?", "seni iyi yaşatabilecek miyim?" gibi soruların dönmesi de muhtemel. İlişkimizin ikinci büyük sınavı da bu safha olmalı. Eğer geleceksen, çıtanı baya bi düşürmeni öneririm. 

Etnik bir kökene bağlıyım ben, onu da öğreneceksin. Abhaz'ım ben, bir Kafkas halkı yani. Dışarıdan inanılmaz modern ve kişisel gelişime verdiğim önemden ötürü çok "geniş"miş gibi görünsem de, aslında aile değerlerime korkunç şekilde bağlıyım. Evet, geleneksel (arasıra bağnaz) bir tarafım da var. 

Sabahları kendime gelmeden benimle konuşmasan iyi olur. Canımın içi de olsan, uykudan rahatsız edilecek şekilde uyanırsam, itin teki oluveriyorum. Buna babam ve annem bile dayanamıyor, bil istedim. Ha, bir de içki içince pisliğin teki oluyorum, sakın benden iğrenme. 

Sonuncu ve en önemlisi: Malum, sana gelene kadar yaşadıklarım, normalin çok üstünde olan şeylerdi (Herkes, ilişkilerini yüceltmeye bayılır, ama yalan söylemiyorum) Bu da dolayısıyla beni paranoyak, güvensiz, her boku sorgulayan ve herşeyden şüphelenen 3.4. sınıf bir manyak haline getirdi. Beni gördüğünde, sana yukarılardan bakan artist ve itici biri göreceksin muhtemelen. İnan bana, o sinir bozucu ve insanları aşağılayan bakışlarımın ve davranışlarımın ardında pamuk gibi bi kalbim var. O zırhı kırıp, içeriye girebilmek zor iştir, seni tekrar tebrik etmek istedim. Aşkım benim.

Olur da gelirsen, maalesef, ilk karşılaştığımızda ve beraber takılmaya başladığımızda, sana gerçekten çok büyük haksızlık edeceğim. Gerektiği kadar kadar sevmeyen ve umursamayan, hayvanın teki olacağım. Üçüncü kırılma noktası da burası. Dediğim gibi, seni biraz fazla zorlayacağım ve ne yazıktır ki, verdiğin tepkilerden gerizekalıca sonuçlar bulup, bu sonuçlar üzerinden gideceğim. Şimdiden çok çok çok özür dilerim. Zaten bahsettiğim bu üç kırılma noktasında sıkılıp gitmediğin takdirde, seni kaçırıp, köydeki eve kitleyeceğim ve kocaman, büssürü sevicem çok miktarda <3

Geleceğine dair bi inancım da kalmadı aslında. Beni bu hale getiren şeyleri de belki bi gece anlatırım sana. Dolunaylı bi yaz gecesinde viskilerimizi yudumlarken. O zaman belki biraz daha uğraşmaya karar verirsin, ya da kendini zora sokmaz, kalkar gidersin. İkisi de hakkındır, karar senin.

Umarım, sen gelene kadar bayanlarla daha fazla kötü tecrübeler yaşamam. Çünkü yorulduğumu hissediyorum. Şu sıra da gelme zaten, tünelin ucu bombok bi yere çıkabilir. 

İkimizin özlemi de oturmuş konuşuyor. Bizse, susup, onları izliyoruz. Komik di mi...

Fallarımda çok çıkıyorsun bi de. Vazgeç şu huyundan. Gelirsen eğer, nolur doğru zamanda gel ve doğru kişi ol. Gelmezsen de canın sağolsun...

Yorumlar

Popüler Yayınlar