15 Yaşımdaki Halime Açık Mektup

Merhaba Engin. Ben senin 28 yaşındaki halinim. İnanması çok zor, biliyorum. Henüz 15 yaşında gencecik ve tertemizsin. İnanılmaz derinlikteki hayalgücün, bakmaktan çok görmen ve insanların göremediklerini görmen, farkında olman ve saf, tertemiz ruhun ve kalbine yazıyorum bunları. Artık liseye başladın. Ortaokuldakinden çok daha "seviyeli" bir ortamda olacaksın. Yeni hayaller, belki güzel bir ortam, belki de çocukluğundan beri arzuladığın o aşkı bulacaksın. İçindeki o tedirginlik hissine rağmen, hala çok heyecanlısın, umut dolusun, hayat dolusun. Masmavi gözlerindeki o ışığın parlaklığı ne kadar da gözalıcı. Muhtemelen bazı cevaplar bekliyorsun, hayal ettiklerini söylememi çok istiyorsun, bunu biliyorum. Merak dolu gözlerin, şuan yazacağım kelimelere odaklanmış durumda. Merakını gidereceğim. Bunu iyi mi kötü mü anlayacağın, tamamen sana kalmış.

Hayallerinde Amerikanvari şekillerde hayal ettiğin lise, maalesef pek iyi geçmeyecek, bunu bilesin. Alakan olmadığı halde, bazı kavgalara ve gruplara karışacaksın. Bu deneyimleri beklemediğin, artı hazır olmadığın için bazı tecrübelerinin etkisi fazla olacak. Artan duyguların, hormonlarından ötürü küçük çaplı bir kaos yaşayacaksın. Hayalle gerçek arasındaki fark, belki de gözünde ilk kez kendini böylesine bariz şekilde belli edecek. İnsanların ne kadar adi veya acımasız olabildiklerini üzülerek söylüyorum ki burada öğreneceksin. Bunun için üzülme. Liseye başladıktan birkaç ay sonra, ufak bir deprem olacak ve hayatın boyunca yaşamak zorunda kaldığın en rezil evde yaşamak zorunda kalacaksın. O sıralar o ev, sana böyle görünmeyecek, çünkü okuldaki hayatın daha önemli. Tebrikler, hayata dair ilk sosyal izlenimlerini ve konumunu sorgulamaya ilk başladığın zamanlardasın. Merak etme, birkaç ay sonra o rezil evden çıkıp, ergenliğinin, hayatının önemli kısmının geçeceği bahçeli, güzel mi güzel bir eve yerleşeceksiniz. O evin anıları sende hep kalacak. Şuan bildiğin teknolojik tüm şeylerin filizlerini de bu dönemde atıyorsun. Bilişim ve teknolojiden vazgeçmemen öyle işe yaradı ki, bir bilsen.

Lise diplomanı alıp, kaçar gibi ordan ayrıldıktan sonra, üniversiteyi ilk iki sene kazanamayacaksın. Sakın sıkma canını; gelecek vaadettiğini ima edip, büyük büyük laflar eden artist tiplerle bir arada olma. Tek diyebileceğim, sana bahsettikleri o hayali pozisyonlara hiçbir zaman gelemediler, sıkma o güzel canını. Sonra dershaneye yazılacaksın. Ama maalesef aklında iyi bir okulu kazanmak fikrin hala olmayacak. En büyük eşşekliğin, aklının havada olması olacak. O filmleri nereden izledin ki sahi?? Yine de tüm deneme sınavlarından ilk üçe girebileceksin, aferin sana. Aklına bazı şeyleri sokup, sadece ailene mahçup olmamak için gideceğin bu dershanede, bir de kıza tutulacaksın. Beklediğin haber buydu galiba. Hevesin kaçmasın; kızın nasıl olduğunu kendin gör. Açıkça söyleyeyim: Aklın çok bulanacak ve işler istediğin gibi gitmeyecek. Kız sana kötü davranabilir ve kötüsü bu konuda hazırlıklı olabileceğin bir şey de yok. Tesiri çabuk geçecek ama. Bana güven.

Eniştenle ablanın yazlığına gideceğin o yaz, sende bazı şeyleri uyandıracak. Ablanın düğününde gittiğiniz yazlık var ya hani? Hah, işte orası. Oradaki yaşıtlarının hayatı nasıl böylesine silkeleyip, umursamadığını hayretler içerisinde göreceksin. Gerçekten güzel bir yaz olacak; ama aynı şekilde de hüzünlü olacak. Hayatta maddiyatın, paranın ve onun getirdiği özgüven, saldırganlık ve manipülasyonla tanışacaksın. Çok hoş bir kızla tanışıp, ilk ciddi kalp kırıklığını ve entrikanı yaşayacaksın. Ama gözündeki perde öyle büyük olacak ki, bunları bile o an umursamayacaksın. Belki çok sonraları neyin ne olduğunu anlayacaksın.

İki sene sonra, umutsuz şekilde girdiğin üniversite sınavında, yaptığın tercih, seni Karadeniz Teknik Üniversitesi'ne götürecek, o nefret ettiğin Karadenizli insanların tam kalbine... Gitme. Keşke bunu yapabilseydin; ama gideceğini sen de biliyorsun. Ailenden uzaklaştığın bu ilk deneyiminde, uyum ve son ergenliğinin verdiği oturaklı kimlik arayışı içinde ilk senede okulla ilgin bile kalmayacak. Kendini içkiye çok vereceksin, alkolik olup, kendini kaptırma desem de, beni dinlemeyeceksin. Üniversitenin ilk haftasında seninle beraber okula gelen kızıl saçlı kızdan uzak dur. Onun yerine sarışın olanına git. Dinlersen tabii. Kumral kızdansa uzak dur! O kız, sana hayalini kurduğun şeyleri ucundan yaşatacak olsa da, sonu kötüye gidecek. Biraz da bu senden dolayı olacak. Kurban olayım...

Okulu vaktinde bitiremeyeceksin, onu da söyleyeyim. İlk senedeki tedirginliğin, boşlamışlığın ve alkole eğilimin, hocaların da dikkatini çekecek, seni derslerden geçirmeyecekler, üstüne sınıfın ortasında bunu dalga geçer gibi sana söyleyecek hocalar da olacak. Okulun arkasına kıstırıp, öldüresiye dövmek isteyeceksin, yapma. Karşıyakalı kızdan da uzak dur! Sonrasında ilk artçı şoku sana yaşatacak olan o. Okulun bitecek. Biraz geç de olsa bitecek.

Üniversite diplomanı alıp, geleceksin sonunda, sıkıntı yapma. Eski arkadaş grubuna nüfuz etmiş yeni bireylerle tanışacaksın, bunlardan biri, sana iş verecek. Oradaki bayan elemanlar, seni zorlayacaklar; ama kim olduğunu gördüklerinde, yaptıkları geri vitesi görmen için orda olmanı öneririm. Olmaması gereken "o" kişiyle, sakın o durumlara girme. "O" kişinin kim olduğunu bence içten içe biliyorsun. Beni kandıramayacağını da biliyorsun. Sakın. Sakın. "O", senin hayata dair tüm bakışını, tüm iyi niyetini ve saflığını, çocuk ruhunu ayaklarının altına alıp, düşünmeden hunharca ezecek. Azalsa da, ona nefretin içten içe kalacak. Olanları ispat etmek istediğinde, sana inanmayacaklar, delirdiğini düşünecekler, hatta senin için psikologdan randevu almaya bile çalışacaklar. Hayatının en bunalımlı evresini, "O"nun sayesinde yaşayacaksın. Bıçak gibi kesip at diyeceğim, ama o yükselmiş libidon ve şapşal saflığın sana bunları yaptırmayacak. İşe girip çalışacağın yere hayallerinin kızı gelecek ayrıca. Evet evet, hayallerinin kızı. Hep o istediğin, beklediğin sevgilin, sarı saçlarıyla o dükkandan içeri girip, üstüne sana kızgın kızgın bakacak. Onu bulacaksın, arayacaksın. Sen olduğunu öğrendiğinde şaşıracak, belki başta hoşuna da gidecek. Ama maalesef, egosunu ve keyfini düşünen bir salaktan farkı olmadığını zamanla anlayacaksın. Ya da anlayacaksın, ama belki anlamak istemeyeceksin. O da seni istemeyecek. Yapacağınız o yürüyüşte, sana bazı kilit şeyler soracak, muhtemelen notunu da orada verecek. Ne diyebilirim acaba diye sorma; o an sen en mükemmel cümleleri, en harika şekilde de söylesen, onun kararı kesin olacak.

Askere de gideceksin, evet. Güneydoğu'ya değil, ANITKABİR'e, çok sevdiğin Mustafa Kemal ATATÜRK'ün yanında yapacaksın askerliğini. Takım elbiseli askerlik desem, baya bir sevinirsin herhalde. Yalnız bölük komutanın olacak orospu çocuğuna dikkat et. Ya da etme. Nasıl geçtiğini bile anlamadan, mini etekli hatunların arasında askerlik yapacaksın, insanlar seninle gurur duyacak; ama en çok da sen, kendinle gurur duyacaksın.

Askerden döndüğünde, yine hoş biriyle tanışacaksın, ama bu sonuncusu, şimdiye kadar gördüklerinin en cahili, en aptalı ve en egoisti olacak. Öyle şeyler yapacak ki, sevmek şöyle dursun, ondan iğreneceksin. Bunda pek üzülmeyeceksin, kötünün iyisi.

Daha ilerisini ben de göremiyorum. Açıkçası çoğu şeyden zevk alamayacak duruma geliyoruz. Evden işe, işten eve. Tek varlığımız, ailemiz. Değişmekte olan dünya ve gitgide insanlıktan çıkmış insanlık toplumunu hayretler içinde izleyip, kendimizi geliştiriyoruz, o kadar. Psikoloji ve teknolojide baya bi bilgi sahibiyiz. İçimizdeki radyo-tv aşkı baki. Saçımız da yaştan dolayı seyreliyor. Nolur kendine mukayyet ol.

Yorumlar

Popüler Yayınlar